NEWS

Okul saldırganlarının ortak izi: manifesto ve kapalı grup talimatları

Son dönemde Türkiye’nin farklı illerinde art arda gündeme gelen okul saldırıları, yalnızca olay anıyla değil, faillerin geride bıraktığı yazılı ve dijital izlerle de tartışılıyor. Kahramanmaraş’ta İsa Aras Mersinli ile başlayan zincir, Manisa Turgutlu, Bursa ve geçtiğimiz günlerde İstanbul Başakşehir’de yaşanan olayla birlikte kamuoyunun yeniden gündemine oturdu. Bu dosyalarda dikkat çeken ortak nokta, saldırganların eyleme geçmeden önce birer manifesto bırakması olarak öne çıkıyor.

Okul saldırganlarının ortak izi: manifesto ve kapalı grup talimatları

Manifesto bırakma alışkanlığı

Habere göre, söz konusu saldırılarda faillerin olay öncesinde kendilerini anlatan ya da gerekçelendiren metinler bırakması tekrar eden bir örüntü haline geldi. Bu metinler bazen tek bir dosya veya mesaj olarak, bazen de farklı platformlara yayılmış parçalar halinde ortaya çıkabiliyor. Böylece olay sonrası yürütülen soruşturmalarda, yalnızca fiziksel deliller değil, saldırganın dijital izleri de kritik hale geliyor.

C31K ve kapalı grupların etkisi

Kamuoyunda C31K, yani “Cehennemin 31’inci katı” olarak bilinen çevrelerin Telegram gibi platformlarda dolaşan söylemleri de bu tartışmanın merkezinde. Özellikle “bu dünyadan giderken manifestonu gerçekleştir” benzeri ifadelerin, şiddet eğilimini körükleyen gizli talimatlar olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Kapalı gruplar üzerinden yayılan içeriklerin, kırılgan gençler üzerinde tetikleyici etki yaratabileceği endişesi uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor.

Uzmandan dijital parmak izi uyarısı

Adli bilişim uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, her saldırganın açık ve tek parça bir mesaj bırakmadığını vurguluyor. Bazen izler; paylaşımlar, yorumlar, takip edilen hesaplar, etkileşime girilen içerikler ve dahil olunan çevrim içi topluluklar şeklinde dağınık biçimde oluşuyor. Kırık’a göre tehdit içeren ifadeler, şiddeti öven içerikler, belirli kişi ya da grupları hedef gösteren mesajlar, saldırganları yücelten paylaşımlar ve olağandışı vedalaşma ifadelerinin bir arada görülmesi güvenlik açısından dikkate alınması gereken işaretler oluşturabilir.

Uzman, bu izlerin yalnızca açık sosyal medya hesaplarıyla sınırlı olmadığını da hatırlatıyor. Mesajlaşma uygulamaları, video platformları, forumlar ve kapalı çevrim içi gruplar da aynı dijital ayak izinin oluştuğu alanlar arasında yer alıyor. Bir platformdaki içeriğin ekran görüntüsüyle başka bir ortama taşınması ise izin daha geniş bir alana yayılmasına yol açabiliyor.

Saldırı öncesi dijital süreç neden önemli?

Prof. Dr. Kırık, okul saldırıları gibi olaylarda yalnızca saldırı anına bakmanın yetmeyeceğini belirtiyor. Açık bir “saldırı yapacağım” ifadesi bulunmasa bile, kişinin zaman içindeki dijital davranış değişimleri olası risk işaretlerinin anlaşılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle aileler, okullar ve güvenlik birimleri için erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, dijital okuryazarlık ve ihbar kanallarının görünür kılınması yeniden gündeme geliyor.

Özetle, son olaylar okul güvenliğini yalnızca fiziki önlemler üzerinden değil, gençlerin çevrim içi dünyasında dolaşan söylemler ve kapalı grup dinamikleri üzerinden de yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. Manifesto bırakma örüntüsü ile C31K benzeri yapıların talimatları, hem adli hem de önleyici güvenlik çalışmalarında dijital iz takibinin ne denli kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.