İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı ile Genç İHH iş birliğinde hazırlanan “Gençlik ve Gönüllülük Araştırması”, Türkiye’de gençlerin sivil toplumla ilişkisini sayılarla ortaya koydu. Doç. Dr. Elyesa Koytak’ın yürüttüğü çalışma, 78 ilden 1.425 gencin katıldığı çevrim içi ankete dayanıyor. Sonuçlar, gönüllülüğe dair isteğin yüksek olduğunu; ancak bilgi eksikliği, zaman baskısı ve güvenlik kaygılarının katılımı sınırladığını gösteriyor.

Her on gençten altısı kapıyı aralık bırakıyor
Araştırmaya göre gençlerin yüzde 63’ü uygun şartlar sağlandığında gönüllülük yapabileceğini belirtiyor. Faaliyetlere asla katılmayacağını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 7,7. Bu tablo, sivil toplum kuruluşları için geniş bir potansiyel havuzuna işaret ederken, mevcut katılımın neden daha düşük kaldığı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Engeller: Siyaset, güvenlik ve erişim
Katılımcıların yüzde 52’si, STK’lara katılımın önündeki engelleri siyasi ve güvenlik endişeleriyle açıklıyor. Yüzde 29’u STK faaliyetlerinin çalışma hayatına katkı sağlamadığını düşünürken, yüzde 25’i bu kuruluşlara nasıl ulaşacağını bilmiyor. Herhangi bir STK’da yer almayan gençlerin yüzde 43’ü zaman bulamadığını, yüzde 39’u ise kiminle iletişim kuracağını bilmediğini söylüyor. İkinci gerekçeyi dile getirenlerin oranı kadınlarda yüzde 43, erkeklerde yüzde 13; erişim bilgisindeki cinsiyet farkı dikkat çekiyor.
En çok istenenler: Sosyal etkinlik ve iletişim
Gençlerin en çok ilgi gösterdiği faaliyetler, yüzde 83 ile gezi, kamp ve piknik gibi sosyal etkinlikler oldu. Bunu sportif faaliyetler (yüzde 27), insani yardım (yüzde 21) ve kariyer gelişimi (yüzde 19) izledi. STK’ların kazandırması gereken becerilerin başında iletişim ve kendini ifade edebilme (yüzde 53) ile sorumluluk alma (yüzde 46) geliyor.
Burs tartışması ve gönüllülerin sorunları
Katılımcıların yüzde 55’i burs veya ücretin gönüllü katılımını artıracağını düşünürken, yüzde 21’i bunun gönüllülüğün karşılıksız olma niteliğine zarar vereceği görüşünde. Aktif gönüllülerin en büyük sorunları ise zaman yetersizliği (yüzde 43), maddi giderler (yüzde 25) ve kurumsal işleyişteki belirsizlikler (yüzde 24) olarak sıralandı.
Araştırma, gençlerin kapıyı tamamen kapatmadığını; ancak STK’ların güvenlik kaygılarını gidermesi, iletişim kanallarını sadeleştirmesi ve sosyal-eğitsel içeriği güçlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sivil toplum için net mesaj
İLKE ve Genç İHH yetkilileri, bulguların yalnızca bir anket özeti olmadığını; STK’ların iletişim dilini sadeleştirmesi, güvenlik kaygılarını şeffaf biçimde ele alması ve gençlerin talep ettiği sosyal-eğitsel içerikleri güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Araştırmayı yürüten Doç. Dr. Elyesa Koytak, gönüllülük isteğinin yüksek olmasının umut verici olduğunu, ancak “nasıl katılırım” sorusuna pratik yanıt bulunamadığında bu isteğin eyleme dönüşmediğini belirtiyor.
Uzmanlara göre burs veya sembolik destek tartışması da dikkatle yönetilmeli: Gençlerin yüzde 55’i maddi teşviki artırıcı bulurken, yüzde 21’lik kesim gönüllülüğün karşılıksız ruhunun zedelenebileceği uyarısında bulunuyor. Dengeli bir model, ulaşım ve yemek gibi giderleri karşılayıp “ücretli iş” algısı yaratmayan uygulamaları öne çıkarabilir.
Türkiye’de genç nüfusun büyüklüğü dikkate alındığında, yüzde 63’lük “uygun şartlarda hazırım” oranı milyonlarca potansiyel gönüllüye karşılık geliyor. Bu potansiyelin harekete geçmesi, afet müdahalesinden eğitim desteğine kadar birçok alanda sivil kapasiteyi güçlendirebilir.
Özetle
- 78 ilden 1.425 gençle yapılan ankete göre yüzde 63 uygun şartlarda gönüllü olmaya hazır.
- Yüzde 52 siyasi ve güvenlik endişelerini engel olarak görüyor.
- En çok ilgi gören faaliyetler gezi, kamp ve piknik (yüzde 83).
- STK’da olmayanların yüzde 43’ü zaman, yüzde 39’u iletişim kişisi eksikliğini gerekçe gösteriyor.
- Gönüllüler zaman, maddi gider ve kurumsal belirsizlik sorunlarını öne çıkarıyor.