NEWS

Zeytinyağı üreticisinden litre başına 50 TL prim talebi

Zeytin üretiminde verimli bir sezon beklentisine rağmen maliyet baskısı, hasat dönemini üretici açısından zorlu hâle getirdi. Edremit Ticaret Odası (ETO) Başkanı Ahmet Çetin, yüksek enflasyon, katlanan işçilik giderleri ve uluslararası piyasalarda zeytinyağı fiyatlarının avro bazında düşük kalmasının sektörü sıkıştırdığını söyleyerek litre başına 50 TL prim talebini gündeme getirdi.

Zeytinyağı ve zeytin hasadına ilişkin görsel

İşçilik maliyeti hasadı zorluyor

Türkiye’deki zeytin ağaçlarının çoğunun engebeli arazilerde bulunması nedeniyle makineli hasada uygun olmadığını belirten Çetin, toplamanın el işçiliğiyle yapıldığını ve işçiliğin ana maliyet kalemi hâline geldiğini vurguladı. Son üç yıldaki fiyat dengesizliğine dikkat çeken Çetin, üç yıl önce zeytinyağının litresinin yaklaşık 300 TL, günlük işçi yevmiyesinin ise 500 TL civarında olduğunu; bugün yağın litresinin 200 TL seviyesinde kaldığını, yevmiyenin ise 2 bin TL’ye yükseldiğini ifade etti.

Çetin, üreticinin kendi tarlasına gidip zeytinini kendisi toplaması hâlinde dahi zarar edebildiğini, Akhisar gibi bazı bölgelerde üreticilerin hasada ara vermek zorunda kaldığını söyledi. Bahçede ürünün kalma riskinin hem gelir kaybı hem de gelecek sezon rekoltesini etkileyeceği uyarısında bulundu.

AB’de 1 avro, Türkiye’de 50 TL prim önerisi

Zeytinyağında Avrupa Birliği’nde litre başına yaklaşık 1 avro destek uygulandığını hatırlatan Çetin, Türkiye’de de litre başına 50 TL prim verilmesini önerdi. Desteğin faturası kesilen ürün üzerinden ödenmesi hâlinde hem kayıt dışı ekonominin önünün kesileceğini hem de kalite ve izlenebilirliğin artacağını savundu.

Sektör temsilcileri, maliyet-fiyat makasının kapanmaması durumunda küçük üreticinin bahçeyi terk etme riskinin büyüdüğünü, bunun da uzun vadede üretim güvenliğini zayıflatacağını belirtiyor. İhracat pazarlarında avro bazlı fiyatların baskılanması, iç piyasada stok maliyetini de yükseltiyor.

Kayıtlı üretim ve sürdürülebilirlik

Prim talebinin yalnızca kısa vadeli bir gelir desteği değil, kayıtlı üretimi teşvik eden bir araç olarak tasarlanması gerektiği vurgulanıyor. Fatura zorunluluğu, laboratuvar analizleri ve coğrafi işaretli ürünlerin güçlendirilmesi, Türkiye zeytinyağının marka değerini yükseltebilir.

Edremit, Ayvalık ve Akhisar hattı gibi Ege’nin klasik üretim havzalarında hasat temposu işçi bulunabilirliğine bağlı ilerliyor. Üretici örgütleri, tarım sigortası, düşük faizli finansman ve lojistik destek paketlerinin primle birlikte ele alınmasını istiyor. Uzmanlar, iklim stresinin de rekolteyi etkilediğini, bu nedenle su yönetimi ve bahçe yenileme yatırımlarının ertelenmemesi gerektiğini ekliyor.

Tarım ve orman politikasında zeytinciliğin stratejik bir kalem olduğu, hem istihdam hem ihracat hem de kırsal kalkınma açısından kritik bulunduğu sıkça tekrarlanıyor. Prim tartışması, bu sezonun hemen ardından bütçe ve destek takviminde somut karşılık bulursa üreticinin hasada dönme iştahını artırabilir.

Özetle

  • ETO Başkanı Çetin, litre başına 50 TL zeytinyağı primi talep etti.
  • İşçi yevmiyesi ~2.000 TL’ye çıkarken yağ fiyatı ~200 TL/litre seviyesinde.
  • Engebeli bahçelerde makineli hasat zor; el işçiliği ana maliyet.
  • AB’de litre başına ~1 avro destek örneği gösteriliyor.
  • Fatura karşılığı primin kayıt dışını azaltacağı savunuluyor.