NEWS

Enerji ticaretinde tanker krizi: Petrol var, taşıyacak gemi yok; navlun varil başına 40 dolara çıktı

Orta Doğu’daki savaşın petrol piyasalarında yol açtığı kriz, deniz taşımacılığında yeni bir darboğaza dönüştü. Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri, yaptırımlar ve uzayan rotalar nedeniyle petrolü taşıyacak tanker bulmak giderek zorlaşıyor. Uzmanlar, tanker piyasasındaki bu sıkışıklığın Türkiye’nin ithalat maliyetlerine de yansıyabileceği uyarısında bulunuyor.

Açık denizde seyreden ham petrol tankeri

Varil başına navlun 40 dolar

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre ABD’den Çin’e 2 milyon varil petrolün taşınma maliyeti 80 milyon dolara ulaştı. Bu, varil başına 40 dolara varan bir navlun anlamına geliyor. Petrolün kendisi piyasada bulunsa da onu alıcıya ulaştıracak gemi kapasitesini bulmak her geçen gün güçleşiyor.

Navlundaki bu sıçrama, petrolün fiyatından bağımsız olarak taşıma maliyetinin de enerji faturasında giderek daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor. Uzun mesafeli seferlerde tankerlerin daha uzun süre yolda kalması, piyasada kullanılabilecek gemi kapasitesini azaltıyor ve maliyetleri yukarı itiyor.

Basra Körfezi’ni açık denizlere bağlayan Hürmüz Boğazı, deniz yoluyla taşınan dünya petrolünün önemli bir bölümünün geçtiği kritik bir geçit olarak biliniyor. Bu nedenle boğazdaki her güvenlik sorunu, küresel enerji piyasalarında doğrudan etkisini gösteriyor.

“Sorun tanker sayısı değil, uzun beklemeler”

Değerlendirmelerini Türkiye Gazetesi ile paylaşan Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, meselenin tanker sayısından çok uzun beklemelerden kaynaklandığını söyledi.

Engin, “Jeopolitik riskler, yaptırımlar, uzayan taşıma mesafeleri, limanlarda yaşanan beklemeler ve gemiden gemiye yük aktarma operasyonları, tankerlerin seferi tamamlama süresini uzatıyor. Bu da kullanılacak gemi sayısı aynı kalsa da yeni yükleme kapasitesinin azalmasına sebep oluyor” dedi.

“Hürmüz açılsa da kriz sürebilir”

Navlunları güvenlik riskleri, savaş riski sigortası primleri, yakıt giderleri ve değişen ticaret akışlarının yukarı taşıdığını anlatan Engin, küresel taşımacılıkta güvenilirlik ve öngörülebilirliğin her zamankinden önemli hale geldiğini vurguladı.

Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçiş şartlarının yeniden sağlanmasının küresel petrol taşımacılığı açısından son derece önemli olacağını belirten Engin, bunun gemilerin bekleme sürelerini kısaltacağını, sefer planlamasını iyileştireceğini ve risk kaynaklı maliyet baskısını hafifleteceğini söyledi. Bununla birlikte Engin, güvenlik şartları iyileştiğinde navlunlarda ancak kısmi bir iyileşme görülebileceğini ifade etti.

Engin’in değerlendirmesi, sorunun yalnızca bugünkü fiyatlarla sınırlı olmadığına, sefer sürelerinin uzamasıyla oluşan kapasite sıkışıklığının bir süre daha hissedilebileceğine işaret ediyor.

Türkiye için maliyet uyarısı

Türkiye’nin petrolü farklı ülkelerden tedarik etmesinin bir avantaj olduğunu belirten Engin, buna karşın Karadeniz ve Akdeniz bağlantılı taşımacılıkta navlunların gemi teminini ve sevkiyat planlarını etkileyebileceğine dikkat çekti.

Engin, “Petrol taşımacılığında navlun ve sigorta giderlerinin yükselmesi, petrolün Türkiye’ye teslim maliyetini artırabilir. Bu maliyet uzun süreli anlaşmalarla azaltılmalı” dedi. Enerji ithalatçısı bir ülke olan Türkiye için navlun ve sigorta maliyetlerindeki her artış, cari dengeye ve akaryakıt fiyatlarına da yansıyabilecek bir unsur olarak yakından izleniyor.

Özetle

  • Hürmüz’deki riskler ve uzayan rotalar petrol tankeri bulmayı zorlaştırıyor.
  • ABD’den Çin’e varil başına navlun 40 dolara kadar çıktı.
  • UTİKAD Başkanı Engin, maliyetlerin uzun süreli anlaşmalarla azaltılması gerektiğini söyledi.