Almanya için Alternatif (AfD) Eş Genel Başkanı Alice Weidel, Avrupa Birliği’nin (AB) mevcut haliyle “ciddi reforma” ihtiyacı olduğunu belirterek partisinin AB’yi “yeniden inşa etmek” istediğini söyledi. Weidel, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) düzenlediği basın toplantısında AfD’nin AB politikasına ilişkin dikkat çeken açıklamalar yaptı.

“Yetkiler ulusal parlamentolara devredilmeli”
Weidel, ulusal otoritelerin Brüksel’deki AB Komisyonu karşısında güçlendirilmesi gerektiğini savundu. “Yetkileri yeniden ulusal parlamentolara ve hükümetlere devretmeliyiz. Karar alma sürecini onlar üstlenmeli” diyen Weidel, AB’nin artık egemen devletlerden oluşan bir topluluk olmadığını öne sürdü. AfD, Almanya’da göç ve AB karşıtı söylemleriyle son yıllarda oylarını önemli ölçüde artıran partilerin başında geliyor.
Schengen’den çıkış çağrısı
Basın toplantısının en çok ses getiren bölümü Schengen bölgesine ilişkin sözleri oldu. İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Sebte’de (Ceuta) yaşanan düzensiz göç girişimine ve bazı Avrupa ülkelerinde süren protestolara değinen Weidel, AB’nin dış sınırlarını koruyamadığını savundu. Weidel, “Schengen bittiyse ve işe yaramıyorsa, Schengen’den çıkıp sınırlarımızı korumamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Schengen anlaşması, üye ülkeler arasında pasaport kontrolü olmadan serbest dolaşımı öngörüyor ve AB’nin en somut kazanımlarından biri olarak görülüyor.
“Avrupa önemini kaybediyor”
Avrupa’nın küresel ölçekte gerilediğini de dile getiren Weidel, “ABD, Rusya ve Çin perspektifinden bakıldığında artık hiçbir önemli rol oynamıyoruz. Bu da hepimiz için bir uyarı işareti olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Weidel’e göre Avrupa, ekonomik ve siyasi ağırlığını kaybettikçe büyük güçler arasındaki rekabette söz sahibi olmaktan da uzaklaşıyor. Weidel, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i de hedef aldı. Komisyonun seçimle göreve gelmemiş bir yapı olduğunu söyleyen Weidel, “Hangi arabayı satın almanız ya da hangi arabaların üretilmesi gerektiğine bu yapı karar veriyor. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz” dedi.
Sınır kontrolleri tartışması
Weidel’in sözleri, Schengen bölgesinde sınır kontrollerinin zaten yoğun biçimde tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Almanya başta olmak üzere bazı üye ülkeler, son yıllarda düzensiz göç ve güvenlik gerekçesiyle iç sınırlarında geçici kontroller uygulamaya başlamıştı. AfD ise bu adımların yetersiz kaldığını, ülkenin sınırlarını kalıcı olarak kendisinin koruması gerektiğini savunuyor. Partinin AB’yi tamamen terk etmek yerine “yeniden inşa etmek” ifadesini kullanması da dikkat çekti. Weidel, AB’nin işleyişinin değişmesi halinde ortak bir Avrupa yapısına karşı olmadıklarını, ancak kararların ulusal düzeyde alınması gerektiğini vurguladı.
Avrupa’da sağ dalga
Weidel’in açıklamaları, Avrupa’da aşırı sağ partilerin AB kurumlarına yönelik eleştirilerini yükselttiği bir döneme denk geldi. Fransa’da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin favori adaylarından gösterilen Marine Le Pen de yarışı kazanması halinde AB Komisyonu’nun yetkilerini sınırlandırmak için çalışacağını taahhüt etmişti. Avrupa Parlamentosu’nda da sağ partilerin oluşturduğu gruplar, son seçimlerden bu yana sandalye sayılarını artırarak AB politikaları üzerinde daha etkili olmaya çalışıyor.
Schengen’den çıkış gibi talepler, Avrupa’daki tek pazar ve serbest dolaşım düzenini doğrudan ilgilendiren başlıklar arasında yer alıyor. AfD’nin bu çıkışının Almanya’daki iç siyaset tartışmalarına da yeni bir boyut kazandırması muhtemel görünüyor.