İsrail basını, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Yemen’deki Husilere karşı ortak bir askerî müdahale arayışına girdiğini, ancak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bu talebi veto ettiğini öne sürdü. Haaretz gazetesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre Tel Aviv, Riyad ile normalleşme umuduyla Husi cephesinde güç birliği peşinde; Riyad ise kamuoyu maliyetini gerekçe göstererek mesafesini koruyor.

Haaretz’in iddiası: Ortak operasyon teklifi
Haaretz, Netanyahu’nun Husilere yönelik operasyonlara katılmak için ABD ara buluculuğuyla Suudi Arabistan’ı ikna etmeye çalıştığını yazdı. Gazeteye göre amaç yalnızca güvenlik değil; Suudi Arabistan ile ilişkileri normalleştirme ve geliştirme sürecine kapı aralamak. Haberde, Veliaht Prens’in teklifi veto ettiği belirtilirken Tel Aviv ve Riyad’dan henüz resmi bir yalanlama veya doğrulama gelmedi.
Riyad neden geri duruyor?
Gazeteye konuşan diplomatik kaynaklardan biri, Selman’ın İsrail ile güç birliği yapmanın Suudi kamuoyunda olumsuz izlenim bırakacağı gerekçesiyle yardım teklifini reddettiğini aktardı. Aynı kaynak, Veliaht Prens’in vetosu sürdüğü sürece İsrail’in Husilere geniş çaplı askerî müdahalesinin de fiilen zorlaşacağını savundu. Bir başka kaynak ise İsrail’in normalleşme karşılığında müdahale konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.
Havalimanı saldırısı ve Netanyahu’nun mesajı
11 Ekim’de Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan saldırısının ardından Netanyahu, saldırıyı “korkunç terör” diye nitelendirerek kınamış, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. Bu açıklama, İsrail’in Suudi topraklarındaki Husi tehdidini ortak bir gündem olarak çerçeveleme çabasıyla birlikte okunuyor. Riyad ise uzun süredir Yemen dosyasında kendi güvenlik önceliklerini ve bölgesel dengeleri ön planda tutuyor.
Bölgesel dengeler
Husilerin Kızıldeniz ve Suudi altyapısına yönelik eylemleri enerji ve deniz ticaretini etkileyen bir risk unsuru olmayı sürdürüyor. İsrail’in Gazze’deki savaşı sürerken Yemen cephesine açıktan angaje olma isteği, hem ABD’nin arabuluculuk kapasitesini hem de Suudi-İsrail normalleşme müzakerelerinin sınırlarını test ediyor. Henüz resmi teyit olmadığı için tablo iddia düzeyinde kalsa da, Riyad’ın veto narratifi Ortadoğu’da “ortak düşman” dilinin otomatik ittifaka dönüşmediğini gösteriyor.
Normalleşme ile güvenlik pazarlığı
İsrail-Suudi normalleşmesi yıllardır bölgesel diplomasinin en kritik dosyalarından biri. Abraham Anlaşmaları sonrasında Riyad’ın masaya oturması için Filistin meselesi, güvenlik garantileri ve ekonomik paketler sıkça konuşuldu. Haaretz narratifine göre Netanyahu, Husi tehdidini ortak bir güvenlik gerekçesine çevirerek bu dosyayı hızlandırmak istiyor. Ancak Gazze’deki savaşın gölgesinde İsrail ile açık güç birliği, Suudi kamuoyu ve İslam dünyası nezdinde yüksek siyasi maliyet taşıyor; Veliaht Prens’in veto ettiği iddiası da bu maliyet hesabına dayanıyor.
Husilerin Kızıldeniz ve Suudi altyapısına yönelik eylemleri, enerji fiyatları ve deniz ticaretini etkileyen somut riskler üretmeye devam ediyor. İsrail’in Yemen cephesine angaje olma isteği, ABD’nin hem İsrail’e güvenlik desteği hem de Suudi Arabistan’la dengeleme rolünü zorluyor. Resmi teyit gelene kadar tablo spekülasyon sınırında kalsa da, Riyad’ın “ortak düşman” diline otomatik ittifakla cevap vermemesi, Ortadoğu’da çıkarların hâlâ ulusal önceliklere göre sıralandığını hatırlatıyor.
Özetle
- Haaretz’e göre Netanyahu, Husilere ortak müdahale için Suudi Arabistan’ı ikna etmeye çalıştı.
- Veliaht Prens Muhammed bin Selman teklifi veto etti; kamuoyu maliyeti gerekçe gösterildi.
- Tel Aviv ve Riyad’dan henüz resmi açıklama yapılmadı.
- Netanyahu, 11 Ekim’deki Riyad havalimanı saldırısını kınamıştı.