Kuraklık tehdidi büyürken üç Türk mühendis, park ve bahçelerde su tüketimini kökten düşüren bir çim örtüsü ile orman yangını riskini azaltan hastalığa dirençli ağaç klonları geliştirdi. Buluş, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi öncesinde hem tarım hem çevre gündeminde öne çıktı.

Turfquik: Haftada bir sulama yetiyor
Yüksek ziraat mühendisi Bilge Deniz Kayıran, makine mühendisi Hakan Isak Yılmaz ve Bora Onur Hallaç, eğitimlerini yurt dışında tamamladıktan sonra İsveç’te şilte bezine çim ve bitki tohumlarını entegre eden bir sistem tasarladı. Toprakta 1,5 ila 3 yıl içinde tamamen kaybolan biyobozunur örtü, özel kazıklarla sabitleniyor ve tek sulamayla tohumlar aktif hâle geliyor.
Klasik çim ekiminde günlük sulama gerekirken Turfquik örtüsünü en sıcak mevsimde bile haftada bir sulamak yeterli oluyor. Bu, metrekare başına 12 litre su ihtiyacının 1,2 litreye inmesi, yani yaklaşık yüzde 90 tasarruf anlamına geliyor. Örtü yabani ot çıkışını da engelleyerek kimyasal ilaçlama ve bakım emeğini azaltıyor. Doğada kendi kendini yok eden yapı, kısa sürede dengeli ve dayanıklı bir çim yüzeyi oluşturuyor.
Beş yıl kendi kendini tohumluyor
Bildeniz Tarım Genel Müdürü Kayıran, her bölgeye uygun dokunun beş yıl boyunca kendi kendini tohumlayabildiğini söyledi. Çim dışında soğanlı bitkiler ve mevsimlik çiçeklerin de örtüye entegre edilebildiğini; sonbaharda kırmızı, ilkbaharda sarı-beyaz çiçekler açılabildiğini anlattı. Mezarlık gibi bakımı zor alanlarda bir kez serildiğinde yıllarca çiçekli kalabildiğini, kar altında dahi yeşil kalabildiğini belirtti.
Kayıran’a göre örtü eğimli arazide erozyonu yüzde 80 oranında önlüyor. Kaplanan bitkiler eksi 45 ile artı 55 derece arasında aşırı iklim şartlarına dayanabiliyor. Şehir peyzajında sulama ve bakım zorluğunun yaşandığı alanlar ile erozyon riski taşıyan yamaçlar başlıca kullanım alanları arasında gösteriliyor.
Hastalığa dirençli orman ağaçları
Aynı ekip, kızılçam, karaçam ve sakız ağacı dahil altı ürünü doku kültürüyle kodlayıp klonladıklarını duyurdu. Kayıran, yurt dışından gelen bitkilerde dokusal hastalıkların sık görüldüğünü, kendi laboratuvarlarında kodlanan çam türlerinin dışarıdan gelebilecek hastalıklara karşı dirençli hâle getirildiğini söyledi.
Akdeniz’deki orman yangınlarının temel sebeplerinden birinin hastalıklı kurumalar olduğunu savunan Kayıran, yaş ağacın ısıyla kolay yanmadığını, kuruyan ağacın ise yüksek ısıda hızla tutuştuğunu vurguladı. Doku kültürüyle geliştirilen ağaçların sürekli yaş ve yeşil kaldığını, yanma riskini yüzde 80 oranında engellediğini; köklerin 2,5–3,5 metreye inmesiyle erozyona karşı yüzde 98 koruma sağlandığını aktardı.
COP31 ve yerli üretim
Mühendisler başarılarını COP31’de dünyaya tanıtmaya hazırlanıyor. Orman Genel Müdürlüğü ile dikim aşamasına geldiklerini belirten Kayıran, teknolojinin aşı kalemi ve budama yoluyla hastalık bulaşabilen narenciye ile safran gibi değerli bitkilerde de uygulanabileceğini söyledi. Birikimi “yerli ve millî” olarak ülkenin hizmetine sunduklarını ifade etti.
Su stresi artan şehirlerde peyzaj sulamasının maliyetini düşüren çözümler hızla ilgi görüyor. Ancak sahadaki ölçek, standartlar, kamu alımları ve özel sektör yatırımı, teknolojinin ne kadar hızlı yaygınlaşacağını belirleyecek. Uzmanlar, kuraklıkla mücadelede hem su tasarrufu hem yangına dayanıklı orman stokunun birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Özetle
- Üç Türk mühendis İsveç’te suyu yüzde 90 azaltan Turfquik çim örtüsünü geliştirdi.
- Örtü 1,5–3 yılda biyobozunuyor; beş yıl kendi kendini tohumlayabiliyor.
- Kızılçam ve karaçam dahil altı ağaç türü doku kültürüyle klonlandı.
- Hastalığa dirençli ağaçların yangın riskini yüzde 80 düşürdüğü belirtiliyor.
- Ekip COP31’de buluşlarını tanıtacak; OGM ile dikim aşamasındalar.